Peygamber Sevdalıları Vakfı, Dünya Kudüs Günü münasebetiyle yayımladığı basın açıklamasında İsrail'in Gazze ve çevre bölgelerdeki saldırılarına sert tepki gösterdi. Küresel barışın ancak Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın özgürleşmesiyle mümkün olacağının vurgulandığı açıklamada, İslam âlemine "vahdet" ve "boykot" çağrısı yapıldı.

Peygamber Sevdalıları Vakfı, tüm dünyada anılan Dünya Kudüs Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. "Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve insanlığın ortak mirasıdır" ifadeleriyle başlayan açıklamada, İsrail'in bölgedeki politikaları ve bu politikalara destek veren Batılı devletler sert bir dille eleştirildi.

"Mesele Güvenlik Değil, Emperyal Bir Proje"

Vakıf tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’de başlattığı ve Lübnan, Suriye, Yemen ile İran’a sıçrayan çatışma sürecinin bir "güvenlik" meselesi olmadığı savunuldu. Bu sürecin "Arz-ı Mev'ud" hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma ve parçalama operasyonu olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür."

ABD ve İngiltere'ye Sert Tepki

Açıklamada, yaşanan insani krizlerin ve çatışmaların arkasında yalnızca İsrail'in olmadığı; ABD ve İngiltere'nin siyasi, diplomatik ve askeri desteğinin de sürecin uzamasına zemin hazırladığı ifade edildi. Özellikle İngiltere'nin tarihsel rolüne dikkat çekilerek, Balfour Deklarasyonu hatırlatıldı ve bu ülkelerin bölgedeki kanın asli sorumlularından olduğu iddia edildi.

İslam Âlemine "Vahdet" ve "Boykot" Çağrısı

Emperyalist güçlerin İslam coğrafyasına karşı birleştiğine dikkat çeken Peygamber Sevdalıları Vakfı, Müslümanlara aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak "ümmet bilinciyle" hareket etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, atılması gereken adımlar şu şekilde sıralandı:

  • Vahdet Şarttır: Mezhebi ve siyasi ayrılıklar bir kenara bırakılmalı, tek yürek olunmalıdır.

  • Tam Dayanışma: Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar saldırı altındaki tüm mazlum halklarla dayanışma içinde olunmalıdır.

  • Ekonomik Boykot: İsrail ve en büyük destekçileri olan ABD ile İngiltere’ye yönelik etkili ve sürdürülebilir bir ekonomik boykot uygulanmalıdır.

  • Kudüs Onur Meselesidir: Kudüs’ü savunmak her Müslümanın boynunun borcudur.

"Kudüs Özgür Olmadan Dünyaya Huzur Gelmez"

Kudüs'te adalet sağlanmadan uluslararası arenada gerçek ve kalıcı bir barıştan söz edilemeyeceğinin altı çizilen açıklama, şu sözlerle son buldu:

"Kudüs'ün özgürlüğü yalnızca Filistin'in meselesi değil, insanlığın ortak barış meselesidir. Mescid-i Aksa sadece bir cami değil, bir davadır. Kudüs’te zulüm bittiğinde, yalnızca Ortadoğu’da değil, dünya genelinde barışın önü açılacaktır. Bizler, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız."